Çok benziyordu anneme Nihat. İlk kez mahallede karşılaşmıştık bir sabah.Yirmi metrekarelik evimizden taşınıp gelmiştik mahalleye.
"Kızın mı? Ne kadar çok benziyormuş sana" demişti anneme. Tuhaf. Ben onu benzetmiştim anneme çok, o beni. O gün anlatmıştı annem hikayesini.
Annemin akrabası Nihat. Çocuklukları birlikte geçmiş mahallede. Anneler, babalar büyükler de hayatta o zaman.Çok neşeliçocukmuş, şen şakrak. Mahallenin neşe kaynağı.Uzun sohbet gecelerinde
dinlemeye doyamazlarmış Nihat'ı. Şarkılar söylermiş. Sesi de
şahane. Benim tanıştığım Nihat bedbaht görünümlü, yaşından
oldukça geçkin görünen bir adam.Nereden nereye. O neşeli çocuk gitmiş
yerine yılların yorgunu bir adam gelmiş. Üzüldü annem, Nihat
"Annemleri çok özlüyorum,o eski günleri çok arıyorum" dedikçe. O da yeni taşınmış mahalleye. Daha doğrusu karısı kendisini terkedince yerleştiği otel odasından çıkıp geri dönmüş mahallesine. Emekli deniz
subayı Nihat. Maaşı iyi. Geçmişte güzel günler geçirmiş.Neden bu
mahalleye taşınmış anlamadım önceleri. Tek katlı minnacık bir ev tutmuş
kendine. Rahmetli annesinin evine yakın. Anladım sonradan.Yüzyıllar önce
o mahalleye yerleşen atalarından kopamıyor Nihat. Onların hatıralarıyla
yaşıyor. Kökleri orada.O minicik sokaklı, minicik evleri olan mahallede.
Karısı iki oğlunu da alıp terkettikten sonra çok içer olmuş.O kadar ki sokaklarda uyanıyormuş bazı sabahlar. Sonra
şaşkın halde oteline yollanıyormuş. Karısı ve oğullarından sonra ailesinden kalan
iki kardeşi de aramaz sormaz olmuş onu çok içtiği için.
Yalnızlıktı derdi Nihat'ın. Annesinin,
babasının,karısının,çocuklarının ve kardeşlerinin özlemi vardı
içinde. Annem ve diğer kuzeniydi arada sırada evine uğrayan,halini
hatırını soran. Üzgün dönerdi annem Nihat ziyaretlerinden.Nedenini
sorardım.
subayı Nihat. Maaşı iyi. Geçmişte güzel günler geçirmiş.Neden bu
mahalleye taşınmış anlamadım önceleri. Tek katlı minnacık bir ev tutmuş
kendine. Rahmetli annesinin evine yakın. Anladım sonradan.Yüzyıllar önce
o mahalleye yerleşen atalarından kopamıyor Nihat. Onların hatıralarıyla
yaşıyor. Kökleri orada.O minicik sokaklı, minicik evleri olan mahallede.
Karısı iki oğlunu da alıp terkettikten sonra çok içer olmuş.O kadar ki sokaklarda uyanıyormuş bazı sabahlar. Sonra
şaşkın halde oteline yollanıyormuş. Karısı ve oğullarından sonra ailesinden kalan
iki kardeşi de aramaz sormaz olmuş onu çok içtiği için.
Yalnızlıktı derdi Nihat'ın. Annesinin,
babasının,karısının,çocuklarının ve kardeşlerinin özlemi vardı
içinde. Annem ve diğer kuzeniydi arada sırada evine uğrayan,halini
hatırını soran. Üzgün dönerdi annem Nihat ziyaretlerinden.Nedenini
sorardım.
"Sabah sabah içmeye başlamış" derdi."Bana da sordu vişne votka içer misin diye. Çok üzülüyorum ben bu Nihat'a.Kardeşlerini aramış telefonlarına çıkmamışlar.Napsın çocuk vermiş kendini içkiye. Yüz
çevirmek mi lazım. Durmadan ağlıyor yavrum".
çevirmek mi lazım. Durmadan ağlıyor yavrum".
Evini anlatırdı annem
bazen Nihat'ın.Ben hiç gidip görmedim(keşke gidip görseydim).O minnacık, bakımsız evi pek güzelleştirmiş. Gençliğinden beri farklı biriymiş zaten.Kız
Nihat dermiş çok yakınları. Kadınlardan beklenir ya temiz olmak, titiz olmak. Yadırganır bir erkek titiz olunca. Çok temiz,çok hamaratmış. Her
işini kendi yaparmış. Yazları biber kurutur İzmir'in kadınları.Patlıcan
dizerler ipe. O minnacık bahçesinde çiçekler yetiştirmiş
Nihat. Biberler,patlıcanlar kurutmuş. Hep tertemizmiş evi. Eski avluya tamiratlar
yaptırmış, karo taşlar döşetmiş. Yaz sıcaklarında orda demlenmek için
belki de. Yatak örtüleri,masa örtüleri danteldenmiş hep. Ocağında
yemeği..
Sokakta karşılaştığımız o sabah sonrasında böyle arada sırada evimizde adı geçen biriydi işte Nihat. Annemin akrabası. Arada
sırada halini hatırını sormak için evine uğradığı çocukluk arkadaşı.
Bir akşam geldi haberi. Mahallede bir haftadır görünmemiş. Annem de uğramayalı bir ay olmuştu yanına. Kış ayı
malum. Kuru soğuklar bastırdımıydı İzmir'de sokağa adım atmak gelmez
insanın içinden.Mahalleli görmeyince çalmış kapısını merak edip. Cevap
vermeyince kırmışlar kapıyı. Yatıyormuş Nihat boylu boyunca yatağın
yanında yerde. Yatağına bile ulaşamamış, belki de yatağından düştü. O da ihtimal. Orda girmiş komaya, şükür hala
hayatta. Almışlar hemen hastaneye götürmüşler. Doktorlar böbrek
yetmezliği demişler. Bir gün dayanabilmiş yoğun bakımda. Ziyaretine
gelmiş kardeşleri(artık çok lazımlarmış gibi).
Gitti Nihat. Gittiği gün gök gürüldüyordu. Yağmur delirmişcesine yağıyordu. Ben
gitmedim cenazesine. Oğulları gelmiş. Annem dedi. Küçüğü çok
ağlıyormuş..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder